Cilt yaşlanması, genetik faktörler, çevresel etkiler (Güneş, kirlilik) ve yaşam tarzı alışkanlıklarının birleşimi sonucu ortaya çıkan doğal bir biyolojik süreçtir. Yıllar geçtikçe ciltte kollajen ve elastin üretimi azalır, hücre yenilenme hızı yavaşlar ve yağ dokusu dağılımı değişir. Bu durum, cilt yüzeyinde kuruluk, ince çizgi oluşumu, kırışıklıkların derinleşmesi ve elastikiyet kaybı gibi yaşlanma belirtileri olarak kendini gösterir.
Ciltteki yaşlanma süreci, kronolojik yaşlanma (genetik programlanmış) ve fotoyaşlanma (Güneş hasarı kaynaklı) olmak üzere iki ana mekanizma ile ilerler. Her iki süreç de dermiste ve epidermiste yapısal değişikliklere yol açar.
30’lu yaşlar, cilt bakımında koruma ve önlemenin en kritik olduğu dönemdir. Bu dönemde ilk ince çizgiler genellikle göz çevresinde ve alın bölgesinde belirmeye başlar.
40’lı yaşlarda hormonal değişimlerin etkisi hissedilmeye başlar. Kollajen ve elastin kaybı hızlanır, bu da ciltte belirgin elastikiyet kaybına ve derin kırışıklıklara yol açar.
Menopoz dönemine girilmesiyle birlikte östrojen seviyelerinin düşüşü, kollajen kaybını dramatik şekilde hızlandırır. Bu durum, cilt incelmesine, yoğun hacim kaybına ve kuruluğa yol açar.