Güneş ışınları, cilt sağlığı ve yaşlanması üzerindeki en önemli çevresel faktördür.

İçerikler
ToggleKırışıklık giderici enjeksiyon, Clostridium botulinum adı verilen bir bakteriden laboratuvar ortamında saflaştırılarak elde edilen medikal bir protein solüsyonudur. Bu ajan, bir dolgu maddesi gibi çalışmaz; yani kırışıklıkların altını hacimsel olarak doldurarak değil, kırışıklığa yol açan kasın hareket kabiliyetini geçici olarak modüle ederek işlev görür.
Hücresel seviyedeki etki mekanizması şu şekilde ilerler:
Dinamik yüz çizgilerinin hafifletilmesine yönelik kurgulanan bu cerrahi dışı prosedürler, fasyal konforunu korumak ve yaşlanma hızını yavaşlatmak isteyen geniş bir yetişkin popülasyonu için idealdir.
Klinik kılavuzlara göre en uygun aday profili şu kriterlerle tanımlanır:
Uygulama süreci, bütünüyle steril klinik koşullarda gerçekleştirilen ve hastanın günlük konforunu kesintiye uğratmayan son derece pratik adımlardan meydana gelir.
Sürecin metodolojik uygulama basamakları şu şekildedir:
Kırışıklık giderici protein enjeksiyonları son derece güvenli profillere sahip olsalar da, insan fizyolojisinin belirli evrelerinde veya bazı kronik hastalıklarda mutlak suretle uygulanmaması gereken tıbbi kısıtlamalar (kontrendikasyonlar) mevcuttur.
Müdahalenin kesinlikle yapılmaması gereken durumlar şunlardır:
Kırışıklık tedavisi sonrasındaki doku adaptasyon ve iyileşme periyodu, cerrahi prosedürlerde olduğu gibi uzun yatak istirahatleri gerektirmez; süreç bütünüyle hücre içi matrisin biyolojik takvimine göre kademeli olarak ilerler.
İyileşme ve etki takvimi şu kronolojik seyri izler:
1.Doku Entegrasyonu Evresi:İlk 24 – 48 Saat.
Enjeksiyon noktalarındaki hafif kızarıklıklar ve iğne izleri ilk birkaç saat içinde tamamen söner. Protein molekülleri bu evrede sinir uçlarındaki reseptörlere tutunmaya başlar, henüz gözle görülür bir hareket kısıtlılığı belirmez.
2.Etkinliğin Belirme Fazı:3. ila 7. Gün.
Kaslardaki gerilim yavaş yavaş hafiflemeye başlar. Hasta aynaya baktığında alın ve göz çevresindeki çizgilerin kademeli olarak açıldığını, cildin daha parlak ve gergin bir doku kazandığını fark eder.
3.Nihai Oturma ve Kontrol:10. ila 14. Gün.
Proteinin sinir uçlarındaki blokaj performansı maksimum seviyeye ulaşır ve yüzün yeni dengeli formu bütünüyle oturur. Bu dönemde varsa hafif asimetriler küçük klinik dokunuşlarla dengelenir. Elde edilen form 4 ila 6 ay boyunca kalıcılığını korur.
Enjekte edilen protein solüsyonunun hedef dışı komşu kas fasyalarına sızmasını (difüzyon riskini) önlemek ve doku adaptasyonunu maksimum seviyede tutmak adına işlem sonrasındaki ilk 24 saat boyunca belirli koruma kurallarına tam uyum aranır.
Dikkat edilmesi gereken temel post-prosedürel kurallar şunlardır:
1- Kırışıklık giderici enjeksiyon sonrasındaki ilk gün yüz yıkamak, eğilmek veya sırtüstü uzanmak jelin dağılımını nasıl etkiler?
Enjeksiyonu takip eden ilk 4 saat boyunca öne doğru sertçe eğilmek veya sırtüstü yatar pozisyona geçmek, henüz kas lifleri tarafından bütünüyle emilmemiş olan akışkan solüsyonun yer çekimi etkisiyle komşu fasyal planlara sızmasına neden olabilir; bu durum göz kapağını kaldıran kasların geçici olarak gevşemesi gibi istenmeyen asimetrilere yol açabilir. İlk gün yüzü aşırı sıcak suyla baskı uygulayarak yıkamak da yerel kan dolaşımını hızlandırıp ilacın yayılım alanını değiştirebileceğinden, ilk gün sadece ılık suyla, nazik dokunuşlarla temizlik yapılmalıdır.
2- Kas gevşetici protein uygulamasının nihai sonucu ortalama kaçıncı günde tam olarak oturur ve kontrol seansı ne zaman yapılmalıdır?
Doku altına zerk edilen protein moleküllerinin sinir uçlarındaki reseptörleri bütünüyle bloke etmesi ve kasılma mekanizmasını stabil bir dinlenme evresine alması biyolojik bir zaman gerektirir; etkiler genellikle 3. günden itibaren kademeli olarak başlasa da, fasyal simetrinin bütünüyle netleştiği nihai sonuç ortalama 10 ila 14. günler arasında tam olarak oturur. Bu doğrultuda, varsa küçük asimetrilerin rasyonel ölçütlerle gözlenmesi ve gerekirse doz tamamlama atışlarının yapılması adına en ideal kontrol seansı zamanı postoperatif ikinci haftanın sonudur.
3- Koltuk altı veya avuç içi terleme engelleme enjeksiyonlarının kalıcılık süresi kırışıklık uygulamalarına göre farklılık gösterir mi?
Evet, terleme engelleme protokollerinde protein molekülleri kas liflerine değil, doğrudan ekrin ter bezlerini uyaran sempatik sinir uçlarına yönelik cilt içi (intradermal) olarak uygulanır; bu alandaki nörolojik iletim döngüsü ve hücresel yenilenme hızı yüz kaslarına kıyasla morfolojik açıdan daha yavaş ilerler. Bu nedenle, yüz bölgesindeki kırışıklık uygulamalarının kalıcılık süresi ortalama 4-6 ay arasında seyrederken, koltuk altı, avuç içi veya ayak tabanına uygulanan terleme blokajlarının kalıcılık performansı bireysel faktörlere bağlı olarak 6 ila 9 aya kadar daha uzun süreli bir kararlılık gösterebilmektedir.
4- Dinamik çizgi blokajı protokollerine kaç yaşında başlanmalıdır, çizgiler deriye kalıcı olarak yerleşmeden önlem almak rasyonel mi?
Bu tip koruyucu enjeksiyon prosedürleri için tek bir evrensel kronolojik yaş sınırı bulunmamakla birlikte, biyolojik alt limit 18 yaşın doldurulmasıdır; en rasyonel yaklaşım çizgilerin deride derin statik kalıcı oluklar (çatlaklar) oluşturmaya başladığı evrenin hemen öncesinde, yani genellikle 20’li yaşların sonu veya 30’lu yaşların başlarında sürece dahil olmaktır. Çizgiler deriye kalıcı olarak yerleştikten sonra yapılan protein enjeksiyonları kası gevşetse de derideki o yerleşik kırılma çizgisini bütünüyle silemeyebilir; bu nedenle koruyucu (preventatif) amaçla erken evrede önlem almak tıbbi açıdan çok daha rasyonel bir başarı sunar.
5- Enjeksiyonun etkisi tamamen geçip kaslar eski gücünü kazandığında yüzdeki kırışıklıklar eskisinden daha derin hale gelir mi?
Hayır, bu durum bütünüyle asılsız bir fasyal yanılgıdır; protein molekülleri ortalama 4-6 ay içinde vücudun doğal enzimatik sistemleri tarafından bütünüyle metabolize edilerek dokudan temizlendiğinde, kas lifleri sadece enjeksiyon öncesindeki eski orijinal kasılma gücüne ve motor kapasitesine geri döner. Hatta kasların tedavi süresince ortalama 4-6 ay boyunca dinlenmiş, yani kasılmayı bütünüyle durdurmuş olması sayesinde, cildin yaşlanma takvimi o süre zarfında bütünüyle duraklatıldığı için, etki geçtikten sonra kırışıklıklar eskisinden daha derin hale gelmez, tam aksine düzenli seanslar yapıldıysa kırışma hızı rasyonel olarak yavaşlamış olur.